Kollajen kemiklerde, kaslarda, deride ve tendonlarda bulunan insan vücudunda ki en bol olan proteindir. Vücudu bir arada tutan madde olarakta bilinen kollajen, dayanıklılık ve bünye sağlamak için bir iskele oluşturur. Bağ ve bağ dokularını oluşturan kollajen, koruyucu bir kalkan görevi yerine getirerek, cildi toksin ve diğer tüm kötü etkenlerden korur. Temel bileşeni, fibroblast olarak isimlendirilen bağ dokusu hücreleridir. Cildimizin, saçlarımızın ve tırnaklarımızın da temel bileşeni olan kollajen, tırnak ve saç sağlığımız üzerinde de doğrudan etkilidir. Kollajen; bir yapı bloğu olarak, kemik ve kasları adeta birbirine sıkıca bağlamanın dışında vücüttaki diğer organları korur ve cilt esnekliğini arttırır. Bir diğer deyişle vücudumuzda kollajen olmadan vücut parçalarımız bir arada kalamaz.
Yaşlanma belirtilerini azaltarak, kişinin genç görünmesine yardımcı olan en büyük yapı taşıdır. Ciltte ve vücutta yeterli miktarda bulunduğunda, kişinin daha parlak ve tekrar canlı bir cilde kavuşmasını sağlar. Cilt üzerinde görülen ince kırışıklıklar, deri gevşemeleri ve cilt kurulukları, dışarıdan alınan kollajen ile ciddi oranda azalır.
Kollajenin dokuları iyileştirme özelliği sadece cilt, saç ve tırnaklarda işe yaramıyor. İç dokularda da etksisini gösteren kollajen damar esnekliğinin artması ve yapısının iyileşmesiyle daha kaliteli bir dolaşım sistemini ortaya çıkarıyor. Kollajenin içinde bulunan glisin mide asidi üretimini desteklemesiyle yiyeceklerin daha iyi sindirilmesi avantajını sağlanıyor.
Vücudumuz da, 25 yaşından sonra her yıl, kollajen ve kollajen sentezi ile ilgili % 1 oranında azalma oluyor. Bu oranın etkileri 50'li yaşlara gelindiğinde, vücudumuzda bulunan kollajen miktarının yarısı artık kaybedilmiş oluyor.
Kollajen sadece saç, tırnak ve cilde değil, vücudun bir çok gereksinimine iyi gelen bir yapı taşıdır. Kollajenin temel bazı faydaları aşağıdadır;
İnsan vücudunda % 80 oranında en çok bulunan ve en güçlü kollajen çeşidi olandır. Tendonlar, bağlar, organlar ve cilt de dahil olmak üzere vücudun önemli bölümünü oluşturan eozinofilik liflerden oluşur. Tip 1 kollajen kemik oluşumuna yardımcı olduğu gibi yaraların iyileşmesine, cilde esnek ve elastik kalitesini arttırmasına olanak veren önemli bir kollajen tipidir.
Tip 2 kollajen bağ dokularında öncelikli bulunan kıkırdak yapımına yardımcıdır. Eklemlerimizin sağlığı, yaşla ilişkili eklem ağrısının veya çeşitli artrit semptomlarının önlenmesinde faydalı olduğu için tip 2 kollajen kıkırdağa dayanır.
Retiküler lifler kollajenlerdir ve organlarımızla cildimizi oluşturan büyük bir komponentten yapılmıştır. Genellikle Tip 1 ile birlikte bulunur ve kalpte kan damarları ve doku yapımında destek olur.
Organları, kasları ve yağları çevreleyen dokuyu oluşturan endotel hücrelerinde bulunan bazal lamini oluşturmada önemli bir görevi vardır. Bazal lamina, çeşitli sinir ve kan damarı fonksiyonları için gereklidir.
Tip 5 kollajen, gebelik sırasında rahimde oluşan plasentada bulunan hücre yüzeyinin yanı sıra saç tellerinin ve dokularının da yapılmasında görevlidir.
Tip 10 kollajen yeni kemik oluşumuna yardımcı olur ve eklem kıkırdağı oluşturur. Kemik kırığı iyileşmesi ve sinovyal eklemlerin onarımı için yararlı olduğu bulunmuştur.
Kollajen insanlarda ve hayvanlarda bulunan yüksek önemi olan bir protein türüdür. Vücudumuzda bulunan proteinlerin yaklaşık %30’unu kollajen oluşturmaktadır. Vücudumuzda ki en yüksek orandaki protein olan kollajen cilt dokusuna, eklemlere, bağ dokusuna ve kemiklere esneklik ve sağlamlık kazandırmanın yanında doku ve organların canlılığını ve esnekliğini sağlar.
Kollajen, vücudun her bölgesinde olduğu gibi, kemiklerde, cilt dokusunda, damar yapısında, tendonlarda ve kıkırdak dokuda bolca bulunur. Hücre zarı, saç dokusu, bazal membran, kas dokusu, göz ve beyinde olduğu gibi bütün doku ve organlarda önemli miktarlarda bulunur.
Besin yoluyla alınan tüm kolajen peptid tipleri cilt dokusuna, eklemlere, kemik ve kıkırdak yapısına, saç, tırnak ve tendonlara yani vücudun bütün bölgelerine fayda sağlar.
Kolajen tükettiğimiz zaman sindirim aşamasını tamamladıktan sonra hidroksiprolin ihtiva eden peptidler doğrudan kana karışır. Bu peptidlerin vücudumuzdaki kolajen üretiminden sorumlu hücreler üzerindeki uyarıcı etkisi sayesinde vücuttaki kolajen üretimi tetiklenmiş olur. Bu aşamada hangi tip kolajen üretiminin yapılacağı, besin yoluyla aldığımız kolajenin tipinden bağımsızdır; sırasıyla vücudumuzun en fazla ihtiyaç duyduğu kolajen tiplerinin üretimi gerçekleşir.
Kolajen neredeyse nötr bir tada sahip kokusuz bir proteindir. Tadını ve kokusunu değiştirmeyeceği için istenilen içecek ve yemeğe güvenle eklenebilir.
Kollajen hayvansal kaynaklı bir protein olduğundan vegan beslenmeye uygun değildir.
Temel fark birisinin balık, diğerinin sığır kaynaklı olmasıdır. Hidrolize formda olması koşuluyla iki kolajen peptid türü arasında sağlık faydaları açısından bir fark bulunmuyor. Her ikisi de benzer faydaları sağlar. Seçiminizi yaparken alerji ve hassasiyetlerinizi göz önünde bulundurmanızı tavsiye ederiz.